Kodly
Blog'a Dön

Yapay Zeka Korkusu Bir Oscar’lı Yönetmeni Filmini Yapmaya Nasıl Zorladı? ‘Kıyamet İyimseri’ Daniel Roher Sahada!

1 Nisan 2026Kodly4 dk okuma
Yapay Zeka Korkusu Bir Oscar’lı Yönetmeni Filmini Yapmaya Nasıl Zorladı? ‘Kıyamet İyimseri’ Daniel Roher Sahada!


Oscar ödüllü yönetmen Daniel Roher, son dönemde hayatımızın tam ortasına bomba gibi düşen yapay zeka furyasının yarattığı belirsizlikten öyle bir gerilmiş ki, bu korkuyu gidermek için kolları sıvamış ve “The AI Doc: Or, How I Became an Apocaloptimist” belgeselini çekmiş. Yanlış duymadınız, bu öyle sıradan bir merak değil, Roher’ın kendi ifadesiyle resmen “kıçım tutuştu” kıvamında bir dehşet!

Korku Filmini Yaptıran Motive Edici Güç: ‘Kıçım Tutuştu!’

Roher, Engadget Podcast’e verdiği röportajda, yapay zekayı hiç anlamadığını, neden herkesin bu kadar konuştuğunu ve bir anda “kıyamet senaryosu” ya da “insanlığın en parlak geleceği” olarak lanse edildiğini çözemediğini belirtiyor. Bu anlaşılmazlık ve yaygara onu o kadar rahatsız etmiş ki, benzer hisleri taşıyan meslektaşlarıyla bir araya gelip bu teknoloji perdesini aralamaya karar vermişler.

Peki Neden Bu Kadar Kılıçlar Çekildi?

Filmin amacı, yapay zeka ile bir nevi “ilk buluşma” ayarlamak. Öyle ki, bu ilk buluşmada:

  • Yapay zeka “destekçilerinin” potansiyel faydalarını dinliyorsunuz.
  • Yapay zeka “eleştirmenlerinin” ortaya koyduğu sayısız olumsuzluğu da es geçmiyorsunuz.

Roher’a göre, yapay zekayı tamamen durdurmak için artık çok geç olabilir, ancak en azından teknoloji endüstrisinin en kötü dürtülerini sınırlamanın yollarını bulabiliriz.

Apokaloptimist Nedir? Ya Hep Ya Hiç Değil!

Roher, tüm bu çelişkili fikirleri dengelemek için “apokaloptimist” terimini türetmiş. Bu terim, yapay zekanın topluma ciddi zararlar verebileceği gerçeğiyle, onu eleştirerek veya tamamen reddederek geleceği şekillendirebileceğimiz umudunu bir araya getiriyor. Yönetmen, bu durumun bir dünya görüşü olduğunu ve “ya kıyamet ya da pembe gözlüklerle sınırsız iyimserlik” gibi ikili bir tuzağa düşmemek gerektiğini savunuyor. Kodly olarak, biz de bu bakış açısının gri tonlarını ne kadar sevdiğimizi söylemeden geçemeyeceğiz!

Yapay Zekanın Arkasındaki ‘Tuhaf’ Beyinler

Roher, yapay zekayı iten büyük oyuncuların, en iyi ihtimalle “kusurlu” olduğunun farkında. Marc Andreessen’in “gururla iç düşüncelerim yok” yorumuna değinirken Roher, bu isimleri açıkça eleştiriyor:

“Onlar sadece lanet olasıca tuhaflar. Doğru zamanda doğmuş ve doğru ilgi alanlarına sahip oldukları için milyarder olmuş nerdler. Kendi yöntemleriyle parlaklar ve yetenekleri var ama var olmanın ne anlama geldiğini anlamıyorlar. Gerçek insanların neler yaşadığını, nelerle uğraştığını bilmiyorlar. Çok dar, acımasız, soğuk ve hesapçı bir dünya görüşüne sahipler.”

Bu sert eleştiriye bakılırsa, Roher’ın teknoloji liderlerine karşı pek de sempati beslemediği aşikar. Haksız da sayılmaz hani.

Halkın Sesi Oldu mu? Sora Örneğiyle Ortaya Çıkan Gerçek

Birçoğu için, büyük ölçüde test edilmemiş bu teknolojinin bir gecede her yerde olması ve onu destekleyenlerin collective servet ve gücü, yaygın olumsuz dışsallıkları neredeyse garanti ediyor. Ancak Roher’ın “apokaloptimism”i (bu terimin tutunup tutunmayacağını göreceğiz) sinizme ve felaket tellallığına karşı çıkıyor. Bunun en güzel örneklerinden biri de OpenAI’ın Sora video üretim uygulaması oldu.

  • Sora, gerçekçi deepfake’lere yol açabileceği gerekçesiyle ağır eleştirilere maruz kaldı.
  • Geçtiğimiz hafta, sessiz sedasız bir şekilde “kapatıldı.”

Roher, “İnsanlar rahatsız oldu ve bu iyi bir şey” diyor ve ekliyor, “OpenAI’ye de yazıklar olsun ki, hiçbir düşünce derinliği olmadan bu şeyi yayınladılar. En azından kamuoyu kınamasından sonra geri çekme nezaketini gösterdiler diyebiliriz ama bu da düşük bir eşik.” Sünizme saplanıp “hepimiz mahvolduk” diyenlere karşı ise Roher’ın cevabı net: “Hayır, size de hayır, mahvolmadık. Kolektif eylem önemlidir.

Peki Ya Yapay Zeka Guruları Ne Diyor? Hiçbir Şey!

Bu arada, Roher’ın bu teknolojiyi yaratanlardan bile daha derinlemesine düşünme hedefi dikkate değer. “Bu adamlarla oturduğunuzda, aslında netliğe sahip değiller, sizi daha iyi hissettiremiyorlar. Kendileri bile bilmiyorlar. Sadece insanlık tarihindeki en büyük kâr getiren teknolojinin dizginsiz iyimserliği tarafından motive oluyorlar.”

Kodly Yorumu 🚀

Roher’ın “korkusu” aslında bizim de her yeni teknoloji trendinde, özellikle yapay zeka gibi oyunun kurallarını değiştiren bir alanda hissettiğimiz o belirsizliğin bir yansıması. Geliştiriciler olarak, sadece kod yazmakla kalmıyor, bu teknolojilerin sosyal ve etik boyutlarını da sorgulamak zorundayız. Sora’nın akıbeti, yapay zekanın geleceğini şekillendiren tek şeyin dev şirketlerin “sınırsız kâr” hırsı olmadığını, biz kullanıcıların ve eleştirel seslerin de çok güçlü birer “debug” aracı olduğunu gösteriyor. Unutmayın, klavyenizdeki her tuş sadece bir kod değil, aynı zamanda bir itiraz veya bir onayın başlangıcı olabilir!


Kodly Insights © 2026